29 Eylül 2017 Cuma

Evrim bu topraklardan geçmedi (mi?) …


Bilimde sürekli yeni hipotezler ortaya atılır, öncekiler çürütülür ve oluşan bilgi birikimiyle yol alınır.

Yaşamımın en şanslı olaylarından birisi liseyi çok ayrıcalıklı bir okulda, Ankara Fen Lisesi’nde okumuş olmamdır. Lise ikinci sınıf Biyoloji kitabının evrimle ilgili bölümünü okuduğumda Darwin’le tanışmış, Galapagos adaları yolculuğundan ve meşhur ispinozlarından çok etkilenmiştim. Daha da önemlisi “canlı türlerinin ortak bir kökenden ve uzun bir süreçte türediklerini” söyleyen ve dünyayı algılayışımı değiştiren evrim kuramıyla tanışmıştım. Türlerin Kökeni’ni üniversite sıralarında okumuştum. Üniversite hazırlık sınıfında okutulan Inherit the Wind’de[1]  gerici ve dinci ideolojinin, politikacılar aracılığıyla evrimden hareketle bilime karşı çıkışının çarpıcı bir örneğini görmüş, Devlet Tiyatroları’nda “Maymun Davası” adıyla izlemiştim (1973). Günümüzde bu topraklarda aynı gericiliğin, orta öğrenim müfredatından evrim konusunu çıkartması gelecek kuşaklara yapılabilecek en büyük kötülüktür.   

“Bilim insanları doğal dünyanın işleyişini açıklamak için doğaüstü güçlere başvurmaz ve doğal dünyayı anlamak için ilahi vahiylere bel bağlamazlar.” Kopernik devrimi, jeolojinin dünyanın çok yaşlı olduğunu kanıtlaması ve soyu tükenmiş canlıların fosillerinin bulunması canlıların yaratılışlarından bu yana değişmediklerini kabul eden dini görüşü derinden sarsmıştır. Darwin’in Türlerin Kökeni’nde (1859) pek çok kanıtla hayvanların zaman içinde evrimleştiğini göstermesinden sonra evrimi destekleyici çok sayıda kanıt ortaya konulmuştur. Aradan geçen 150 yılda kuramın aksini kanıtlayacak hiçbir veriyle karşılaşılmaması bu kuramın tartışmasız bir olgu olarak kabul edilmesini sağladı. 

Bilimde sürekli yeni hipotezler ortaya atılır, öncekiler çürütülür ve oluşan bilgi birikimiyle yol alınır.  Evrimin bir olgu olarak kabul edilmesi, üzerinde yürütülen bilimsel tartışmaların olmadığı anlamına gelmemektedir. Örneğin, “gelişim”, “doğal seçilim” kavramları etrafında süregiden tartışmalar tam da evrimsel biyolojinin karakteristiğine uygundur.

Dinci gericilik en duyarlı gördükleri ‘yaratılış’ konusundan hareketle bilime saldırırken buna öncelikle karşı durması gereken üniversitelerimizin derin sessizliği ürkütücüdür. 1 Ağustos 2017’de kaybettiğimiz yazar, düşünür, çevirmen Ahmet Cemal’in (derin saygı ve minnetle anıyorum), Brecht, Galilei ve Cüceler… (25 Ocak 2013) başlıklı yazısında, Bertolt Brecht’in “Galilei’nin Yaşamı”metninden yaptığı alıntı bugünlerde yeniden anımsanmaya değer (kısaltarak).
“… bilimin sürdürülmesi, bana özel bir yürekliliği gerektirir gibi gözüküyor. Bilim, kuşku aracılığı ile kazanılan bilgiyi işler. Her şey konusunda herkese bilgi sağlayarak, herkesi kuşkucu yapmayı sağlar. Oysa halkın büyük bir bölümü hükümdarlar, büyük toprak sahipleri ve din adamları tarafından batıl inançlarla ve eskimiş sözlerle örülmüş bir sis perdesine sarılıyor; perdenin amacı bu kişilerin türlü dolaplarını gözden saklamak (…) Gökteki cisimlerin hareketleri çok daha saydamlaştı; ama halklar, kendilerini yönetenlerin davranışlarını hâlâ kestiremiyorlar. Gökyüzünün ölçülebilirliğini sağlama uğruna yürütülen kavga, kuşkunun aracılığı ile kazanıldı; oysa Romalı ev kadını, süt uğruna atıldığı kavgayı inanç yüzünden hep yitirmek zorunda (…), bilim, bu iki kavgayla da ilgilidir (…). Sizler ne için çalışmaktasınız? Bana göre bilimin tek amacı, insan yaşamının güçlüğünü hafifletmektir. Eğer iktidar sahiplerince sindirilen bilim adamları, bilgiyi yalnız bilgi uğruna toplamakla yetinirlerse, o zaman bilim kötürüm olabilir ve bulacağınız yeni makineler yeni boyunduruklar anlamına gelebilir. (…). 
‘Evrim’siz bir müfredat sonucunda “hani şu derya içre olup deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf” kuşaklarla geleceğimiz karartırız.



[1] 1925’de ABD'de bir lise öğretmenine, derste insan evriminden bahsederek,  insanın oluşumu konusunda İncil'in söylediklerinin okullarda anlatılmasını zorunlu kılan Butler Yasası'nı ihlal ettiği iddiasıyla açılan Scopes Davasını konu edinen “Inherit the Wind, J. Lawrence and Robert E. Lee”, tiyatro oyunu olarak sahnelenmiş ve filme çekilmiştir (1960).


Bu yazı HERKESE BİLİM TEKNOLOJİ Dergisi'nde, 18 Ağustos 2017, Sayı: 39 da yayınlanmıştır.

HERKESE BİLİM TEKNOLOJİ OKUYUNUZ OKUTUNUZ!

2 Eylül 2017 Cumartesi

Aslolan topraktır

toprak yaşamdan gelir, canlıdırnefes alırbir geçmişi vardırToprak yaşamın kaynağıdır...


İstanbul’un yeşilini yok ederek yayılan “kentsel dönüşüm” öldürücü virüsü yaşadığımız bölgeye de sıçradı. Buradaki adıyla “yerinde dönüşüm”, yani bir yüklenici firma aracılığıyla binaların teker teker yıkılıp yeniden yapılması. Bulunduğumuz semtte hemen her binanın çeşitli meyve ve diğer ağaçlardan, bitkilerden oluşan küçük birer de bahçesi var. Örneğin oturduğumuz binanın bahçesinde incir, kiraz, şeftali ağaçları, zakkum, filbahri, ortancalar, sarmaşıklar ve kapıcımızın her mevsim ektiği balkabağı var. Pek yakında yok olacaklar.

15 Ağustos 2017 Salı

“sağ”ımız “sol”umuz yenilik


Yeniliğe ayrılan kaynakların kimlere ve hangi alanlarda kullandırılacağı sorusunun yanıtı “eşitsizliklerin giderilmesinde” bir araç olarak kullanılabilir mi?


Yenilik (inovasyon) akademisyenlerin, politikacıların ve uygulamacıların ekonomi ile ilgili çalışma ve tartışmalarında giderek daha fazla öne çıkan bir kavram. Örneğin 1960’lardan yaklaşık günümüze kadar İngiliz parlamentosunda iktidar ve muhalefetin konuşmaları üzerinde yapılan bir araştırma yenilik sözcüğünün kullanımının binli sayılardan onbeş binlere arttığını göstermiştir. Genç (39) Fransa Başkanı Emmanuel Macron da Elysée Sarayı’nda yaptığı ilk konuşmada “iş özgürleşecek, şirketler desteklenecek, eylemlerimin merkezinde yaratım ve yenilik olacaktır” diyerek seslendi Fransızlara.

Günümüzde yenilik siyasaları hemen bütünüyle kapitalizmin neo-liberal kurallarıyla biçimlendirilmekte ve araçlarıyla da uygulanmaktadır. Piyasa ekonomilerini sorgusuz sualsiz kabul eden bizim gibi ülkelerde yenilik siyasalarının strateji ve hedeflerinin “kes-yapıştır”  yöntemi ile uygulanması yenilikçilikten beklenen ekonomik yararların ve refah artışının bir türlü sağlanamamasına neden olmaktadır.

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Okumak ve yaratıcılık


Okuyan kişi ölmeden önce binlerce hayat yaşar.  Hiç okumayan kişi sadece birini yaşar. Game of Thrones karakterlerinden  Jojen Reed


Yaratıcılık için çalışmak, meraklı, ısrarlı, iyimser ve enerjik olmak, öğrenmek, geniş ilgi alanı, cesaret ve risk alma gibi özellikler sayılabilir. Beynin bilişsel faaliyetleri alanında yapılan çalışmalar bunlara eklenebilecek önemli bir özellik olarak ‘okumayı’ işaret etmektedir.

1 Haziran 2017 Perşembe

Ulusal Yenilik Sisteminin başarısızlığı


Ar-Ge harcamalarımıza kıyasla benzer ülkelere göre daha az patent başvurusu ve daha az yüksek teknolojili ürün ihracatı yapmamız Ulusal Yenilik Sistemimizin başarımının düşük olduğunu göstermektedir… 


Dünyadaki gelişme yönelimlerine uygun olarak ülkemizde de esas olarak 1990’lardan itibaren Ar-Ge yatırımlarının özendirilmesi için siyasalar ve araçlar geliştirilerek uygulamaya konulmaya başlandı. Bir yandan da “ulusal yenilik sisteminin – UYS” temelleri atıldı. Kalkınmanın önemli bir dinamiği olarak görülen bilim-teknoloji-yenilik (BTY) alanındaki uluslararası yarış günümüzde de sürmektedir. BTY için başta nitelikli insan kaynağı olmak üzere ayrılan kaynakların beklenen çıktıları yüksek nitelikli bilimsel bilgi, yeni teknolojiler, yenilikçi ve katma değeri yüksek ürün ve hizmetlerdir. Beklenen etkiler ise ülkelerin rekabet güçlerinin ve toplumsal refahının artmasıdır.

19 Mayıs 2017 Cuma

in vitro – in vivo – in silico


Teknolojik olarak gelişmiş bir toplumda eğitimli her kişinin matematik bilimlerinin değişik yönleriyle yakınlığı olması beklenir.


Günlük yaşamımızda pek farkında olmasak da matematik yaşamımızın her noktasına etki eden bir bilim dalıdır. Örneğin,  cep telefonumuzda bir numarayı çevirmek istediğimizde her adımda matematik bilimleri gerekmektedir. Önce, onluk sistemde girdiğimiz sayılar ikili   (0-1) sisteme sonrasında elektro manyetik sinyale çevrilerek bir alıcı aracılığıyla aktarılacak ve son olarak da sese dönüştürülecektir. Bu işlemlerin arkasında matematik bilimlerin matris analizi, doğrusal cebir, rassal matrisler, grafik modeller gibi araçları üzerinde geliştirilen, “hata düzeltme kodları”, “doğrusal ve doğrusal olmayan filtrelemeler”, hipotez testi”, “parametre tahmini” gibi teknikler vardır.

5 Mayıs 2017 Cuma

Dünya Ar-Ge yatırımları ligi


Avrupa’da Ar-Ge yoğunluğunu otomotiv ve parçaları, yazılım ve teknoloji donanımı ve sağlıkla ilgili firmalar sağlamaktadır.


Geçen yıl kıl payı farkla Ar-Ge Harcamaları/GSYİH oranı %1 sınırını (%1,06) geçen ülkemizin (2023 hedefi %3!?) toplam Ar-Ge harcamaları yaklaşık 22 milyar TL. Bunun yaklaşık yarısı özel kesim tarafından yapılmış. Yani 11 milyar TL kadar. Bu günkü kurla yaklaşık 2,8 milyar € veya 3 milyar $. 


“The 2016 EU Industrial R&D Investment Scoreboard” raporu, dünyada özel sektör Ar-Ge harcamalarının %90’ına karşı gelen toplam 696 milyar € yatırım yapan 2.500 firmanın ekonomik ve finansal verileri kullanılarak hazırlanmıştır.  Dünyada özel kesim Ar-Ge yatırımlarının tamamının yaklaşık 773 milyar € olduğu hesabıyla, ülkemizin özel kesiminin bunun içindeki payının % 0,36 olduğu söylenebilir.

15 Nisan 2017 Cumartesi

Endekslerle Türkiye




Özgürlükçü yasal altyapı, yaratıcılık ve yenilikçilik ve bunları besleyen bilimsel faaliyetlerin sürdürülebilirliği için zorunlu…

Bilim, teknoloji ve yenilik politikalarının oluşturulmasının ve uygulamasının ülkelerin ekonomik, yasal ve sosyal yapılarından bağımsız faaliyetler olmadığı bilinmektedir. B-T-Y’nin gelişebilmesi bilimin özgürce yapılabileceği, teknolojinin ülke yararına geliştirilebileceği, yenilik için sınırsız bir yaratıcılık ortamının oluşturulacağı koşullara gerek duyar. Bu koşulların ülkemizde ne kadar oluşturulabildiğiyle ilgili olarak görüşleriniz ne olursa olsun aşağıda sınırlı olarak verebildiğim uluslararası endekslerin sonuçlarına bakarak bir kez daha değerlendirmenizi diliyorum.

Bu amaçla öncelikle Türkiye İstatistik Kurumu (TİK) web sayfasında yer alan 33 endekse bakılabilir (http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=istendeks).

10 Nisan 2017 Pazartesi

Aykut Göker 79 Yaşında…


“Bölgesinde ve dünyada âdil ve kalıcı bir barışın tesisi için çaba gösteren; demokratik ve âdil bir hukuk sistemine sahip; yurttaşları ülkelerinin geleceğinde söz ve karar sahibi; sağlık, eğitim ve kültür gereksinimlerinin karşılanması devletçe güvence altına alınmış; sürdürülebilir gelişmeyi gözeten; gelir dağılımı dengeli; üretken ve net katma değerini, kendi beyin gücüne dayanarak artırabilen bir Türkiye’ tasavvurunun asgarî müşterek olarak kabûlü niçin mümkün olmasın?”                                   

Aykut Göker - 2004


Dostları, yoldaşları, çalışma arkadaşları ve okurları 18 Kasım 2016’da kaybettiğimiz Aykut Göker için değerbilirliğin güzel bir örneğini vererek, Onu 79. yaş gününde (12 Mart 2017, Pazar) Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde bütün yönleriyle ele alındığı bir etkinlikte andılar. Etkinliğin geniş bir özetini sunuyoruz.

18 Mart 2017 Cumartesi

Endüstri 4.0’ın işgücü özellikleri


Bilim ve teknolojinin uç noktalarında yüksek nitelikli bireylerin varlığı ülkelerin geleceği ve refahı için gereklidir.



Endüstri 4.0 rüzgârı esmeye devam ediyor - her ne kadar ülkemizde biraz “körlerin fili tarif etmesi” biçiminde olsa da-. Yine de konunun gündemde ve konuşuluyor olması olumludur.  Bilimkurgudan Yaşamın Gerçeğine: Endüstri 4.0 (HBT S.7/13 Mayıs 2016) başlıklı yazımda “Ancak devrimin [End. 4.0] kodlarının açık bilgi durumuna gelmesi, çok yüksek nitelikler gerektirmesi ve karmaşık yapısı nedeniyle “arkadan gelenlerin” yetişme olasılığını çok güçleştirecektir… Başta Endüstri 4.0’ın gerektirdiği “insan tipinin” sahip olması gereken özelliklerin çok farklı olması ülkemiz gibi eğitim sistemini geleceğe hazırlayamamış olanların şansını çok azaltmaktadır.” denilmekteydi.

Gelişmiş ülkelerin Endüstri 4.0 bağlamında önümüzdeki birkaç on yılı esas alan geleceğin işgücü becerilerini tanımlama çalışmaları yapmakta oldukları görülmektedir. Bu çalışmalarda, gereken beceriler Endüstri 4.0’ın belirleyici özellikleri olan disiplinler arası, etkileşimli, ağyapı esaslı, sistem özellikli ve veri tabanlı olması esas alınarak tanımlanmaktadır. Buna göre, karmaşık problemleri çözme, eleştirel düşünme, yaratıcılık, insan yönetimi, başkalarıyla eşgüdüm sağlayabilme, duygusal zekâ, usa vurma ve karar verme, hizmet yönelimli olma, görüşme ve ikna etme ve bilişsel esneklik öne çıkan ortak becerilerdir.