19 Mayıs 2017 Cuma

in vitro – in vivo – in silico


Teknolojik olarak gelişmiş bir toplumda eğitimli her kişinin matematik bilimlerinin değişik yönleriyle yakınlığı olması beklenir.


Günlük yaşamımızda pek farkında olmasak da matematik yaşamımızın her noktasına etki eden bir bilim dalıdır. Örneğin,  cep telefonumuzda bir numarayı çevirmek istediğimizde her adımda matematik bilimleri gerekmektedir. Önce, onluk sistemde girdiğimiz sayılar ikili   (0-1) sisteme sonrasında elektro manyetik sinyale çevrilerek bir alıcı aracılığıyla aktarılacak ve son olarak da sese dönüştürülecektir. Bu işlemlerin arkasında matematik bilimlerin matris analizi, doğrusal cebir, rassal matrisler, grafik modeller gibi araçları üzerinde geliştirilen, “hata düzeltme kodları”, “doğrusal ve doğrusal olmayan filtrelemeler”, hipotez testi”, “parametre tahmini” gibi teknikler vardır.

Daha da genellersek sistem tasarımı ve senaryo analizleri için veri analizinin veya bilişimsel modelleme ve benzetimin kullanıldığı her durumda matematik bilimlerine gerek duymaktayız. Bilimde ve mühendislikte, iş dünyasında ve kamu yönetiminde dev boyutlarda verinin karar süreçlerinde kullanılmaya başlanması da matematik bilimlerinin yeni araçlarının kullanılmasını gerektirmektedir. Matematiğin sembollerden oluşan ortak dili ülkelerin dillerinden bağımsız olarak iletişim kurmaya olanak tanımaktadır. Teknolojik olarak gelişmiş bir toplumda eğitimli her kişinin matematik bilimlerinin değişik yönleriyle yakınlığı olması beklenir.



Amerikan Bilimler Akademisi’nin “The Mathematical Sciences in 2025” projesinin bir ürünü olan  “Fueling Innovation and Discovery: The Mathematical Sciences in the 21st Century, The National Academies Press” başlıklı kitap, matematik bilimlerindeki son gelişmelere ve bu gelişmelerin dünyayı algılamamıza, yeni teknolojilerin geliştirilmesine ve endüstriye nasıl etki ettiğine örneklerle açıklık getirmektedir.



Sergey Brin ve Larry Page 1997’de Stanford’dan mezun olurken deneysel bir arama motoruyla (Google) ilgili yazdıkları makalelerinde, her bir Web sayfasına bir sıralama değeri vermeyi öngördükleri yöntemlerine PageRank ismini verdiler.  Her bir Web’in PageRank değeri kendisine bağlı sayfaların PageRank’lerinin bir fonksiyonuydu. Böylece bir PageRank hesaplaması için diğer bütün PageRank’ların bilinmesi gerekiyordu. Algoritmanın parlak yanı insanlara doğrudan sormadan değerlendirmelerini hesaplamaya katabilmesindeydi. Bu algoritma matematiğin çok bilinen öz vektör problemiyle (eigenvectors problem) ilgiliydi. PageRank algoritması bir grup vektöre (diğer PageRank’lar) uygulandığında pek çoğu değişecek ancak esas PageRank vektörü aynı kalacaktır. 


Matematikle gelişen Google'ın 2004’te 24 milyon dolar olan marka değeri, 2017 yılında 109,5 milyar dolara yükseldi. 


Netflix, Internet üzerinden film kiralayan ve son yıllarda büyüyen bir firmadır. Kullanıcının daha önceki değerlendirmelerini ve diğer kullanıcıların değerlendirmelerini dikkate alarak filmler için beş yıldız üzerinden değerlendirme tahminleri yapan Cinematch adlı kendi algoritmasını kullanmaktadır.  Cinematch yaklaşık olarak 0,95 “yıldız” hatası ile tahminde bulunmaktadır. Netflix 2006 yılında bu hatayı %10 iyileştirecek çözüm için bir milyon dolar ödüllü bir yarışma açmıştı. Yarışmacılar algoritmalarını 500.000 kullanıcıya ait 100 milyon değerlendirme üzerinde deneyebileceklerdi.

Ödül kazanan çözüm bütünüyle matematik bir teknik olan Tekil Değer Ayrışımı’nı - Singular Value Decomposition (SVD)- kullanmıştı. Aynı teknik gen ağyapılarının tanımlanmasında da kullanılmaktadır.
DNA yapısı: Görüntü "U.S.
Department of Energy Genomic Science Program" ından

1990’da başlatılan insan genomu projesinin 15 yıl süreceği öngörülmüştü. 1998’e gelindiğinde, biyo-enformatikteki ilerlemeler projenin iki yıl içinde bitirilmesini sağladı. Bu gelişmeyi biyolojinin bilişim, istatistik, doğrusal cebir ve geometri ile birleşerek biyo-enformatik olarak gelişmesi sağlamıştı.



Sonunda atıma dönüşen süpernova patlaması animasyonu, NASA
https://imagine.gsfc.nasa.gov/science/objects/supernovae1.html
Evrenin en etkileyici olaylarından olan süpernovaların (enerjisi biten Büyük Yıldızların şiddetle patlaması durumu) oluşumunun laboratuvar ortamında tekrarlanamayacak olması üzerlerinde çalışılmasını güçleştirmektedir. Bunu olanaklı kılan ise bilgisayar benzetim (simülasyon) modellerinin tasarlanmasını sağlayan matematik ve istatistik bilimleridir. Benzer biçimde çok büyük, çok küçük, çok yavaş, çok seyrek, çok tehlikeli, çok pahalı olayların çalışılması için de geçerlidir. 



Hücre altı boyutlarda (büyük moleküller, proteinler) çalışmaya örek olarak, hücre zarından belli iyonların geçişini düzenleyen proteinin (FiP35), 200 mikro saniyede (saniyenin 5000’de biri) 15 kez kapanıp açılmasının özel amaçlı süper bilgisayar kullanılarak gözlenmesi ve fotoğraflanması ancak matematik kullanılarak gerçekleşebilmiştir.


Bir proteinin açılıp kapanmasının özel amaçlı süperbilgisayar Anton kullanılarak elde edilen anlık görüntüsü. 






Matematik sayesindedir ki on yıllardır biyolojide deneyler, in vitro –  test ortamında kimyasallarla deney, in vivo – yaşayan organizmalar üzerinde deneylerle sınırlı iken buna in silico – bilgisayar ortamında modellerle deney de eklenmiştir.

Akademik çalışmalar, son 50 yılda süper bilgisayarların kapasitelerindeki gelişmenin en az %50’sinin donanımdaki gelişmelerden çok matematik bilimlerindeki algoritmalar ve sayısal yöntemlerle sağlandığını göstermektedir.

Matematiğin gücü yaşadığımız günlerin karanlığını gidermeye yeter mi derseniz, insanlık tarihinin bilimin aydınlatıcı gücünü kullananlarca gel gitlerle olsa da hep aydınlığa yönlendirildiğini bilmek umudumuzu besliyor.




5 Mayıs 2017 Cuma

Dünya Ar-Ge yatırımları ligi


Avrupa’da Ar-Ge yoğunluğunu otomotiv ve parçaları, yazılım ve teknoloji donanımı ve sağlıkla ilgili firmalar sağlamaktadır.


Geçen yıl kıl payı farkla Ar-Ge Harcamaları/GSYİH oranı %1 sınırını (%1,06) geçen ülkemizin (2023 hedefi %3!?) toplam Ar-Ge harcamaları yaklaşık 22 milyar TL. Bunun yaklaşık yarısı özel kesim tarafından yapılmış. Yani 11 milyar TL kadar. Bu günkü kurla yaklaşık 2,8 milyar € veya 3 milyar $. 


“The 2016 EU Industrial R&D Investment Scoreboard” raporu, dünyada özel sektör Ar-Ge harcamalarının %90’ına karşı gelen toplam 696 milyar € yatırım yapan 2.500 firmanın ekonomik ve finansal verileri kullanılarak hazırlanmıştır.  Dünyada özel kesim Ar-Ge yatırımlarının tamamının yaklaşık 773 milyar € olduğu hesabıyla, ülkemizin özel kesiminin bunun içindeki payının % 0,36 olduğu söylenebilir.


15 Nisan 2017 Cumartesi

Endekslerle Türkiye




Özgürlükçü yasal altyapı, yaratıcılık ve yenilikçilik ve bunları besleyen bilimsel faaliyetlerin sürdürülebilirliği için zorunlu…

Bilim, teknoloji ve yenilik politikalarının oluşturulmasının ve uygulamasının ülkelerin ekonomik, yasal ve sosyal yapılarından bağımsız faaliyetler olmadığı bilinmektedir. B-T-Y’nin gelişebilmesi bilimin özgürce yapılabileceği, teknolojinin ülke yararına geliştirilebileceği, yenilik için sınırsız bir yaratıcılık ortamının oluşturulacağı koşullara gerek duyar. Bu koşulların ülkemizde ne kadar oluşturulabildiğiyle ilgili olarak görüşleriniz ne olursa olsun aşağıda sınırlı olarak verebildiğim uluslararası endekslerin sonuçlarına bakarak bir kez daha değerlendirmenizi diliyorum.

Bu amaçla öncelikle Türkiye İstatistik Kurumu (TİK) web sayfasında yer alan 33 endekse bakılabilir (http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=istendeks).

10 Nisan 2017 Pazartesi

Aykut Göker 79 Yaşında…


“Bölgesinde ve dünyada âdil ve kalıcı bir barışın tesisi için çaba gösteren; demokratik ve âdil bir hukuk sistemine sahip; yurttaşları ülkelerinin geleceğinde söz ve karar sahibi; sağlık, eğitim ve kültür gereksinimlerinin karşılanması devletçe güvence altına alınmış; sürdürülebilir gelişmeyi gözeten; gelir dağılımı dengeli; üretken ve net katma değerini, kendi beyin gücüne dayanarak artırabilen bir Türkiye’ tasavvurunun asgarî müşterek olarak kabûlü niçin mümkün olmasın?”                                   

Aykut Göker - 2004


Dostları, yoldaşları, çalışma arkadaşları ve okurları 18 Kasım 2016’da kaybettiğimiz Aykut Göker için değerbilirliğin güzel bir örneğini vererek, Onu 79. yaş gününde (12 Mart 2017, Pazar) Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde bütün yönleriyle ele alındığı bir etkinlikte andılar. Etkinliğin geniş bir özetini sunuyoruz.
“21. Yüzyıla İlk Giren Adam”
 Prof. Dr. Bilsay Kuruç  konuşmasında Onu özetle şu sözlerle andı, “Aykut Göker, devrimci düşünceye sahipti ve bu onun çağı anlamasında, doğru değerlendirmesinde kılavuzdu. Kendine bilim, akıl ve sistemik bütünlükle vazgeçilmez bir yol açmış ve 20. yüzyılı oradan bakarak çözmüştü. Ve yeni bir dünyanın, 21. yüzyılın gelmekte olduğunu aynı sistemik bütünlük içinde hepimizden önce kavramıştı. Oraya, toplumca gecikmeksizin adım atmayı gelecekte var olabilmemiz için kaçınılmaz görüyordu. 
Dünya, 20.yüzyılı tüketirken sistemik boyutta krizler yaşıyordu. Kapitalizm bunları, özellikle bilimsel yaratıcılık damarını geliştirerek aşmaya özen gösteriyor[du]. Ancak, bu ilerlemenin yanı sıra insanlığa bir “insani değerler projesi” sunmuyordu. Kalınlaşan kabuk toplumun bilim, akıl, insani değerler ve sistemik bütünlüğün yollarına erişebilmesiyle, kısacası, kendi kendini aşma iradesiyle kırılacaktı.”
Aykut Göker ‘adap’tır
 Müfit Akyos, Aykut Göker’in ‘adap’ kavramının karşılığını mühendisliğinden yöneticiliğine, yurtseverliğinden sosyalistliğine, barışı savunmasından mahpusluğuna, yazarlığından bilgi üretmesine ve günlük yaşamının her noktasına taşıdığını vurgulayan bir konuşma yaptı.
 Barış Demokrasi ve Sosyalizm Mücadelesi
 Emin Gök’ün yönettiği ilk oturumda Aykut Göker’in teknik eleman örgütlenmesi ve mücadelesini Haluk Orhun, “TÜTED’li (Tüm Teknik Elemanlar Derneği) Yıllar”, barış-demokrasi-sosyalizm mücadelesini Neşet Kocabıyıkoğlu, “TİP’li (Türkiye İşçi Partisi) Yıllar”, barış mücadelesini hapishane arkadaşı Prof. Gencay Şaylan, “Barış Derneği Yılları”,  barış-demokrasi-sosyalizm mücadelesinin bilim ve sanatsız olamayacağını gösteren çalışmalarını Prof. Raşit Kaya “Bilim Sanat’lı Yıllar” başlıkları altında ve dönemin fotoğrafları eşliğinde anlattılar.
 Ulusal Bilim Teknoloji ve Yenilik Politikalarına katkıları
 Ülkemizin bilim ve teknoloji politikalarının geniş katılımlı kadrolarca oluşturulmaya başlandığı, bu heyecanın hissedildiği bir dönem olan 1990-2000 yılların en çalışkan ve öndeki isimlerinin başında gelmektedir Aykut Göker.
 TÜBİTAK’ta Başkan Yardımcısı (1993-1998)  Prof. Dr. Ahmet Şevket Üçer, aynı dönemde TÜBİTAK Bilim ve Teknoloji Daire Başkanlığı yapmakta olan Aykut Göker’in “bilim ve teknolojiye egemen bir ülke yaratmak” idealini yaşama geçirmek için gösterdiği çabalara verdiği örneklerde,  “Türk Bilim ve Teknoloji Politikaları: 1993-2003 dokümanına yaptığı katkıların, bu dokümanın gelişimini sistematik ve anlaşılır şekilde üyelere aktarılmasında, değerlendirmelerinde sağladığı kolaylığın, ‘TÜBİTAK Bilim ve Teknolojide Atılım Projesi’  dokümanının raportörlüğünün, “TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknoloji Strateji ve Politika Çalışmaları Dizisi” adı altında yayımlanan raporlara yaptığı katkının, ‘TÜBA-TÜBİTAK-TTGV Bilim Teknoloji Sanayi Tartışmaları Platformu çalışmalarında birçok konu uzmanını bir araya getirmesinin” altını çizdi.
 Yaşamından kesitler kendi fotoğraf arşivinden yararlanarak Serpil Yıldız tarafından hazırlanan 15 dakikalık saydam gösterisi ile sunuldu.

Öğrenen, Öğreten, Örgütleyen Aykut Göker

Atila Çınar’ın yönettiği anmanın ikinci oturumunda “Aykut Göker’de Politik Süreklilik ve Değişim – Öğrenen, Öğreten, Örgütleyen” başlıklı konuşmasında Tülay Akarsoy Altay,  Aykut Göker’i birbiriyle bağlantılı üç özelliğiyle anlattı. İlki, “hep öğrendi” ve  “yeterince anlayabildim mi; anlamışsam, anlatabildim mi?” diye sordu. İkincisi “paylaşımcı ve öğreten” yanıdır. Bu yanını tamamlamak üzere “Görev aldığı her alanla sistematik bir arşiv oluşturarak tarihe belge bırakmaya çalıştı”. Üçüncü özelliği “örgütleyen” yanıdır.
T. A. Altay, Onun politik sürekliliğinin yanı sıra en önemli özelliği olan değişime açık olmasına ilişkin olarak “Unutmamak gerekir ki, hayatın hangi alanında olursa olsun, gelişme, basit bir teknik değişim süreci değildir; pek çok toplumsal, siyasi, ekonomik faktöre bağlıdır.” sözlerine işaret etti.

Yönetici Olarak Aykut Göker

Sümerbank’taki mesleki çalışmalarında ve toplumsal muhalefet hareketleri içerisinde Aykut Göker’i yakından tanıyan Soner Kozan, Onun iki darbeye (12Mart 1971 ve 12 Eylül 1980) rastlayan yaklaşık on yıllık çalışma döneminde bir yandan “TÜTED’de Başkan olarak, Barış Derneği’nde, TİP’de Milletvekili adayı olarak Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm mücadelesi içerisinde yer alırken aynı zamanda Sümerbank’ta yoğun mesleki çalışmalar” yaptığını belirterek bu dönemde, yaşadığı bürokratik baskı ve zorluklara karşın “Hiçbir konuda taviz vermemiştir.” dedi. Aykut Göker’in yönetim anlayışını ise şöyle değerlendirmektedir S. Kozan, “Karma ekonomik yapı içerisinde de kalkınmanın mümkün olabileceğini o tarihlerde de anlatır, ancak bunun kamu öncülüğünde planlama ile sağlanabileceğini savunurdu. İthal ikamesi sağlayan katma değeri yüksek projelere öncelik verilirdi. Kuruluş yeri olarak geri kalmış bölgeler tercih edilirdi. İyi yönetici iyi bir teknisyen olduğu kadar iyi de bir eğitmendi. Araştırmacı bir kişiliğe sahipti. Çalışanlar arasında din, etnik, siyasi görüş ve cinsiyet ayrımı gözetmezdi. İş yerinde genellikle düz siyaset konuşmaz kendi siyasi görüşünü de empoze etmeye çalışmazdı.”   

Baba ve Dede Olarak Aykut Göker

Göker ailesi adına kızı Psikiyatrist Dr. Ceren Göker “Baba ve Dede Olarak Aykut Göker” başlıklı konuşmasında “kahramanını” anlattı bütün içtenliğiyle. Eşi Neşe’nin her aşamasında birlikte olduğu mücadelelerle dolu yaşamında iki çocuğuna (Ceren ve Boran) her şeye karşın ne denli örnek ve iyi bir baba olduğunu öğreniyoruz bu konuşmadan. Daha sonra da Çınar’ın ve Yağmur’un yaramaz dedeleri olduğunu. Paylaşımcı düşünce yapısını aile ilişkilerine de uyguladığını ve evde de yaşamı paylaştığını. Ama Yağmur’un sezgileriyle söylediği gibi “Dede gitti”.
Bilim ve sanatın iç içeliğini yansıtan ve Aykut Göker’in sevdiği şiirleri, anmanın sunuculuklarını da yapan Emine Orhun ve Şahin Ergüney okudular, hep birlikte söylenen türküleri ise Tuncer Tercan seslendirdi.


Düzenlemenin en önemli yanı her noktasına kadınların elinin değmiş olmasıydı. Onların bütün sevgi ve becerileriyle donattıkları ikram masası Aykut “abinin” de beğeneceği lezzet ve düzendeydi. Geçmişi geleceğe bağlayan kuşaklardan oluşan bir grubun bütün beceri ve özverileriyle tam bir imece anlayışı ile düzenledikleri anma Onun için kalkan kadehlerle son buldu.

HBT Sayı 53, 31 Mart 2017
Bu yazı herkese bilim teknoloji Dergisi'nde yayınlanmıştır ( Sayı: 53, Tarih: 31 Mart 2017). 

18 Mart 2017 Cumartesi

Endüstri 4.0’ın işgücü özellikleri


Bilim ve teknolojinin uç noktalarında yüksek nitelikli bireylerin varlığı ülkelerin geleceği ve refahı için gereklidir.



Endüstri 4.0 rüzgârı esmeye devam ediyor - her ne kadar ülkemizde biraz “körlerin fili tarif etmesi” biçiminde olsa da-. Yine de konunun gündemde ve konuşuluyor olması olumludur.  Bilimkurgudan Yaşamın Gerçeğine: Endüstri 4.0 (HBT S.7/13 Mayıs 2016) başlıklı yazımda “Ancak devrimin [End. 4.0] kodlarının açık bilgi durumuna gelmesi, çok yüksek nitelikler gerektirmesi ve karmaşık yapısı nedeniyle “arkadan gelenlerin” yetişme olasılığını çok güçleştirecektir… Başta Endüstri 4.0’ın gerektirdiği “insan tipinin” sahip olması gereken özelliklerin çok farklı olması ülkemiz gibi eğitim sistemini geleceğe hazırlayamamış olanların şansını çok azaltmaktadır.” denilmekteydi.

Gelişmiş ülkelerin Endüstri 4.0 bağlamında önümüzdeki birkaç on yılı esas alan geleceğin işgücü becerilerini tanımlama çalışmaları yapmakta oldukları görülmektedir. Bu çalışmalarda, gereken beceriler Endüstri 4.0’ın belirleyici özellikleri olan disiplinler arası, etkileşimli, ağyapı esaslı, sistem özellikli ve veri tabanlı olması esas alınarak tanımlanmaktadır. Buna göre, karmaşık problemleri çözme, eleştirel düşünme, yaratıcılık, insan yönetimi, başkalarıyla eşgüdüm sağlayabilme, duygusal zekâ, usa vurma ve karar verme, hizmet yönelimli olma, görüşme ve ikna etme ve bilişsel esneklik öne çıkan ortak becerilerdir.

3 Mart 2017 Cuma

Bir zamanlar TÜBİTAK!


C. Güner Omay, “Bana göre yaşadığım dönem (1988-2001) TÜBİTAK’ın yükselmesi, Türk bilim ve teknolojisine öncülük etme dönemiydi... kurum hafızasının sıfırlandığını söylemiştim. Bu durumda Türkiye bilim-teknoloji tarihini yazacak kişilerin bilgi ve belge bulmaları çok zorlaşacak, dolayısıyla bu gerçeklerin yazılması güçleşecektir.” diyerek o dönemde yaşayanlar ağzından başarı öykülerini tarihe not düşmektedir.


Ülkemizin bilim ve teknoloji tarihini yazacak olanların 1990-2000 yılları arasında TÜBİTAK’ta başarılan çalışmalara özel bir bölüm ayırmaları gerekecektir. Bu döneme bakanlar ülkemizin bilimsel altyapısına yapılan yatırımların yanı sıra günümüzde Ar-Ge-teknoloji geliştirme-yenilik bütünlüğü içinde ele alınan yenilik sisteminin oluşması için atılan önemli adımları da göreceklerdir.  Ancak 1963 yılında kurulan TÜBİTAK, 2003 yılı ve sonrasında yapılan siyasi müdahaleler ve “liyakatsiz” başkanlar marifetiyle günümüzde Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı-BST’na bağlı bir kuruma dönüşmüştür. Bu arada “toplu personel alımları ve toplu çıkarmalarla kurum hafızası deyim yerindeyse sıfırlanmıştır”.

11 Şubat 2017 Cumartesi

Kent hastaneleri ve tıbbi cihaz sektörümüz


Tıbbi cihaz gereksinimimizin %85’i dış alımla karşılanmaktadır…


Ülkelerin sağlık sorunları ve harcamaları büyüyor. Gelişmiş ülkelerin sağlık sistemlerini biçimlendiren en önemli konu yaşlanan nüfus ve uzayan ortalama ömür. Gelişmekte olan ülkelerde ise genişleyen orta sınıfın sağlık hizmeti talebinin artması ve sağlık hizmetlerinde teknolojik girdilerde dışa bağımlı olmalarıdır. Az gelişmiş ülkelerde sorun beslenme, hijyen ve savaşlarla çok daha büyük boyutta. Hemen bütün dünya sağlık sistemlerini ve bu sistemin girdilerini yenilikçi yaklaşımlarla ve teknoloji desteği ile yeniden tasarımlama gayreti içindedir. Yenilikçi tıbbi cihazların tasarımında ve üretiminde maliyet etkinliği, güvenirlik ve kullanışlılık öne çıkan noktalardır. 

27 Ocak 2017 Cuma

Şimdi herşey “smart”


Akıllı sistemleri insanlık yararına geliştirecek olan yeni kuşakları biçimlendirecek olan akıllıca tasarlanmış eğitim sistemleridir…


Önümüzdeki on yıllarda dünyayı biçimlendirecek teknolojilerin, başında “smart” sözcüğünün tanımladığı geniş bir teknoloji kümesinin olacağı görülüyor. Türkçede akıllı sözcüğü ile karşılık bulduğumuz “smart”ı -Internetle etkileşimli bağlantı kurabilen, dış dünyadan aldığı verileri işleyip aralarında belirli bir mantıkla ilişki kurabilen, önceki deneyimlerini de kullanarak (öğrenerek) bir sonraki mantıksal adım için tahminde bulunabilen, düşünen ve gerekçelendiren, kendisini tekrar oluşturabilme ve sürdürebilme özelliklerine sahip elektronik aygıt veya sistemler” - olarak tanımlayabiliriz. Günümüzde akıllı etiketi iliştirilen TV, telefon, otomobil, saat gibi aygıt ve araçlardan ev, trafik, savunma, enerji, çevre, kent, yönetim gibi sistemlere ve hepsini kapsayacak biçimde bir akıllı ekonomi uygulaması söz konusudur. Yukarıdaki tanım esas alınarak bunların akıllılık sıralaması yapılabilir.

13 Ocak 2017 Cuma

Bilimsiz Teknoloji, Teknolojisiz Yenilik olmaz

B ≠ T ≠ Y

Bilimsel çalışmaları dünyayı ve evreni anlamak, teknolojiyi bilimin çıktılarından yararlanarak mal ve hizmet üretmek ve bunları üretmek için gereken bilgi, beceri ve süreçler, yeniliği ise yeni bir fikrin ticarileştirilebilir ürün veya hizmete ya da toplumsal hizmet yöntemine dönüştürülmesi olarak tanımlayabiliriz. Farklı amaçlarla, farklı ortamlarda, farklı süreçlerde gerçekleştirilen bilim yapma, teknoloji geliştirme, yeni/yenilikçi ürün ve hizmet geliştirme faaliyetleri bütün bu farklılıklarına karşın günümüzde giderek iç içe geçen bu nedenle bütünsel bir yaklaşımla yönetilmesi gereken bir dünyayı temsil ediyorlar. 

29 Aralık 2016 Perşembe

Kelebeklerin göçü devam ediyor!

Sorun 1990’larda başlatılan ve ülkemizin Bilim-Teknoloji-Yenilik siyasalarında artımlı adımların atılmaya başlandığı süreci yürüten kurumların ve kadroların darmadağın edilmiş olmasıdır.


Bilim nerede ve nasıl yapılabilir, teknoloji nerede geliştirilir ve yenilik (inovasyon) nasıl bir ortamda yaşam bulur? HBT’nin bir önceki sayısına (16 Aralık 2016, Sayı:38) göz atanlar, başta Orhan Bursalı’nın yazısı olmak üzere, başarısını bir buluşçu ve girişimci olarak ABD’de kanıtlamış olan ve ülkemiz koşullarını da çok iyi bilen Serdar Kıykıoğlu’nun kıyaslamalı öneriler içeren yazısında, Ali Akurgal’ın Politik Bilim köşesinde yazdıklarında, başarısını bilime tutkuyla bağlı olmasına ve çok çalışmasına bağlayan Rahmi Koç Ödülü’nü kazanan Prof. Aydoğan Özcan’ın Orhan Bursalı ve Özlem Yüzak’a anlattıklarında bu soruların yanıtlarını bulabilirler. Zaten bu konularda “bu gök kubbe altında söylenmemiş ne kadı ki?” 7. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (24 Aralık 2001) toplantısında alınan kararla gerçekleştirilen "Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri" öngörü çalışmaları, sektör veya teknoloji düzeyinde hazırlanmış pek çok strateji belgesi ve rapor buna kanıt olarak gösterilebilir. Bundan sonra söylenebilecekler yeni gelişmelerle (Endüstri 4.0 gibi) bu belgeleri güncelleştiren eklemeler olabilir.